"Her güne bir marka"

17.10.2010

Buraya tıklayın!


Pazar markası ne olabilir?
Pazar gününe özel…
Düşünürken aklıma, geçtiğimiz sene Pazar günleri çok gittiğimiz Beyaz Fırın geldi.
 Beyaz Fırın’da kahvaltı keyiflidir. Bol hamurludur aynı zamanda. J
Suadiye sahildekine çok gittik. Sahibi de çok sempatik biri. Zaman zaman gelir, müşterilerle sohbet eder.
Beyaz Fırın’ın yıllardır yaptığını geçtiğimiz sene çoğalan Komşu Fırın’lar da yapmaya başlayınca bu iş iyice popüler hale geldi.
Komşu Fırın hızla çoğalmakta.
Bağdat Caddesi Şaşkınbakkal’da eski Friday’s yerine açılan Komşu Fırın’ın vitrini gerçekten insanı imrendiriyor. Bir de sokağa yayılan koku. Müthiş. Vitrinde sergilenen ekmekler…Fiyatları da yüksek buarada. Ancak dolup taşıyor. Sadece Şaşkınbakkal’daki değil, Ataşehir’deki, Bostancı’daki…sokak arası ve yol üzerindekiler…hepsi hep dolu.
Bana pek sempatik gelmiyor doğrusu.
Beyaz Fırın’ı tercih ediyoruz hala…




Read more

16.10.2010

Buraya tıklayın!


Mayonezli ketçap neden yok? Ya da fesleğenli ketçap?
Eminim içinizden bazıları mayonezle ketçapı harmanlamayı sever. Görüntü pek hoş olmaz ama tadı güzeldir. Yakın arkadaşım Deniz bayılır mesela. Biraz da çocuksu bir harekettir ikisini karıştırmak. Hamburger, patates, dürüm yerken daha da çocuk gibi hissedersiniz kendinizi, en azından o kalorileri alırken daha az suçluluk duygusu hissedersiniz, çünkü eğleniyorsunuzdur.
Neyse, hamburger, dürüm bir yana, neden ketçapın çeşitleri yok? En fazla acılısı var, acısızı var. Bir de çocuklar için olanlar, ama onlar da sadece ambalajda fark yaratıyor. Tat aynı.
Heinz bu işin ustası. Babası. Ketçap baba.
Bu konuya Malcolm Gladwell’in “What the dog saw” adlı kitabında rastladım. Jim Wagon adında biri 3-4 sene önce denemiş ketçaba aroma katmayı. Kendine Grey Poupon marka hardalı örnek alarak. Bu hardal Amerikalılara hardalı çeşitlendiren marka. Jim Wagon ketçaba kırmızı biber, İspanyol soğanı,sarımsak ve yüksek kaliteli domates salçası eklemiş.  Ayrıca fesleğeni elle kıyarak eklemiş ki tadı bozulmasın. Bu ketçabı gurme marketlerde Heinz’ın 3 katı fiyata satmaya başlamış, adı da World’s Best Ketchup olmuş. 6 farklı tat sunmuş: normal, tatlı, dereotlu, sarımsaklı, karamelize soğanlı ve fesleğenli. Jim Wagon, Grey Poupon’un hardala yaptığı gibi, iyi hardal yap kazan felsefesiyle yola çıkarak, iyi ketçap yap, insanlar bunu anlar ve sana gelir mantığıyla ilerlemiş. Ancak işler Grey Poupon’daki gibi gitmemiş. World’s Best, ketçaptan çok sos olarak algılanmış ve ketçap fikri suya düşmüş.
Yazı ilginç. Okumanızı tavsiye ederim.
Daha önce hiç düşünmemiştim doğrusu. Ketçabı ketçap olarak kabul etmişizdir. Başka bir tat istersek dolu sos var, onlardan alırız. Ama hardallar çeşit çeşit.
Bu arada ketçap kelimesi de hep ilgimi çekmiştir. İngilizcede “I’ll catch up with you later” (sana daha sonra yetişirim veya seninle daha sonra buluşuruz gibi) deriz mesela J “Catch” yakalamak anlamına geliyor, “catch up” fiilinin ise yetişmek, kapıp kaçmak, etkilemek, büyülemek, donatmak, bilgilendirmek, geri kalmamak gibi anlamları var. En çok kullanılan anlamı yetişmek. İngilizcede ketçap “ketchup”. Catsup veya catchup dan geldiği de söyleniyor. Wikipedia’da farklı etimolojik teorilere yer verilmiş. Çincede kôe-chiap kelimesinden geliyor olabilirmiş, anlamı da the brine of pickled fish or shellfish. Yine bir başka Çin teorisine göre ketchup kelimesinin çince de iki harften geldiğini, bunların da “patlıcan sosu” anlamına geldiğini söylüyor. Patlıcan anlamına gelen ilk harf aynı zamanda domates kelimesinin kökü. İkinci harf ise sos anlamına geliyor. Malay teorisine göre kicap balık sosu anlamına geliyor ve ketchup buradan gelmekte. Endonezya mutfağında kecap soya sosu demek.
Amerikalı antropolojist Anderson’a göre ketchup Fransızca escaveche kelimesinden geliyor. Escaveche sosun içinde yemek demek. İspanyolca ve Portekizcede de escabeche turşu için sos anlamında.
1690 yılında ingilizce sözlükte ketchup anlamı şöyle: Kaliteli Hint sosu.
1730’da yazılmış bir kitapta catsup geçiyor. 1817’de yazılmış bir kitapta market listesinde ketchup kelimesine rastlıyoruz.
1845’te yemek kitabında cevizli ketchup var.
Ketçap ketçaptır mı? Yoksa çeşitleri olmalı mı? Heinz’ın bi bildiği vardır herhalde. Ya sizce?

Read more

15.10.2010

Buraya tıklayın!

Bugün 3 kişi öğle yemeğindeydik. Yemek siparişini takiben içeceklerimizi sipariş ettik. “Ben bir Kola Ziro” alayım”, “Ben Diyet Kola istiyorum”, “Ben Layt Kola alacağım”. Üçümüz de aynı markayı farklı şekilde istedik. Tamam Zero ve Diet birbirinden farklı ürünler. Ama Diet Cola’yı iki farklı şekilde istedik.






Zero bayağı yerleşti. Ben başta Zero’yu çok beğendim ve yıllardır içtiğim Diet Cola’yı bırakıp, Zero içmeye başladım. Ancak birkaç ay sonra sıkıldım ve yine Diet’e döndüm. Ama Diet yok Zero var deseler tereddüt etmeden Zero alırım.
Yurtdışında hep problem yaşıyorum Diet Cola ile. Fransa’da “Koka Layt” derdim. Amerika’da Diet Coke diyip ne istediğimi anlatamadım. Birkaç kere anlaşılamayınca çözümü Dr. Pepper içmekte buldum. Dr. Pepper deneme fırsatınız oldu mu bilmem. Amerika’da Coca Cola’nın güçlü bir rakibi. Tadı kola gibi ama biraz garip. Hatta ilk içtiğimde hiç beğenmemiştim, hani çocukken içtiğimiz şuruplara benziyor tadı. Karamel mi,vişne mi, bir tat işte bilmiyorum. Ama alışınca çok da güzel geliyor. Dr. Pepper Light dedim, çıktım işin içinden.

 

Dr. Pepper diyince aklıma geldi. Dr. Pepper bir de vişnelisini çıkarmış. Tadı iyice garipleşmiş. Ofiste arkadaşlarımla paylaştım, bir beğenen çıkmadı. Çok kişi bitiremedi küçücük bardağı. Hal böyle olunca Coca Cola da vişneli kola çıkarmış. Coca Cola Cherry. O bence fena değil. Arkadaşlarım da onu Dr. Pepper’a tercih ettiler. Daha az şurup tadı var.
 

Hangisi daha önce çıktı bilmiyorum ama tahminim Dr. Pepper’ın daha önce çıkardığı. Yani Coca Cola takipçi olmuş olabilir.
Türkiye’de bu tadı bize sunacaklarını hiç sanmam. Denemeye bile gerek yok. Amerika’nın Dr. Pepper ile öyle tatlara alışkanlığı var ve seviyorlar. Ama burada tutmaz.
Coca Cola’nın daha önce kafeinsiz, vanilyalı gibi denemeleri de olmuştu. Kafeinsiz kola aslında iyi fikir. Olsa içerim. Ne de olsa kafeinden uzaklaşmaya çalışıyoruz, selülit vs. korkutuyor bizi.
Normal kola içenler de Diet içemezler. Hep şöyle derler: Ay Diet kola çok şekerli geliyor bana. Veya çok zayıf olanlar “Diet içmeye ihtiyacım yok” der.
Tamamen alışkanlık. Zaten bağımlılık yapıyor, bir süre sonra alışıyorsunuz.
Ben severim kolayı, çocukken de sevdim. Kolalı şekerlere de bayılırdım. Kolalı sakız.
Ama umarım Damla sevmez J


Read more

14.10.2010

Buraya tıklayın!




İlkokul birinci sınıftayken yaz ödevim günlük yazmaktı. Önce bir heves her gün ama sonra biriktirip biriktirip haftada bir yazmaya başladım. Ne de olsa her gün aynı şeyler: Hala aklımda J Sabah kalktım, elimi yüzümü yıkadım, dişlerimi fırçaladım, kahvaltı yaptım…
Günlük yazmak deyince aklıma hemen o sene gelir ve yazdıklarım. İlk cümleden de dişlerimi fırçalamak…
Günlük yazmak diş fırçalamayı hatırlatıyor bana J
Bu nedenle Marka Günlüğüm’ün ilk yazısını diş macununa adadım.
Bir günün ilk karşılaşılan ürünlerinden biri diş macunu.  Hem de sadık olduğum bir ürün. Zaman zaman farklı markalar denesem de beğendiğim bir tanesini bulunca bir süre vazgeçmem. Son zamanlarda Signal White Now Ice Cool favorim.  Hem ambalajı güzel, mavi, farklı ve ezilmiyor. Kapağı çevir kapaklardan, açık kalmıyor. Mesela Colgate’in ekonomik diyebileceğimiz diş macununun kapağı hep açık kalıyor, diş macunu kuruyor. Ayrıca Ice Cool’un tadı da güzel. Fresh. Bu tadı bulmak pek kolay değl.
Diş macunlarından Sensodine bir dönem ilgimi çekti. İlk girdiklerinde çok  etkili bir iletişim yaptıklarını düşünüyorum. “Diş hekimlerinin tavsiyesi” klasiktir ama Sensodine’in diş hekimlerini kullanma tarzı sanki daha dikkat çekici ve daha etkileyiciydi. Acaba ben mi fazla objektif davranamıyorum? Çünkü ilk sensodine reklamlarında aile dostumuz, çok sevdiğim, aynı zamanda dişçim Ahmet Özmete’nin oynamış olması mı benim ilgimi çekti ve beni ikna etti bilmiyorum. Ama ben Sensodine’in uzman konumlandırmasına inandım ve bunu aklıma böyle kazıdım.
Ama o zaman neden Signal White Now Ice Cool yerine Sensodine kullanmıyorum? Sensodine kullanırken kendimi güvende hissediyorum. Dişlerime iyi bakıyorum diyorum. Kendimi sorumluluk sahibi hissediyorum. Yani fiziksel fayda, duygusal fayda, kişisel fayda, hepsinin bilincindeyim. Ne güzel işte. Aslında tam da almam gereken marka. Ama ben Signal’in tadına vuruldum. O tada Sensodine’de rastlamadım. Belki vardır. Ama denemedim, deneyemedim tüm ürünlerini Sensodine’in. Demek ki tad çok önemli diş macununda. Hatta kaliteden daha mı önemli ne? Signal de kaliteli, ama Sensodine daha Premium ve daha kaliteli sanki. Aman, olsun, yine bilinir bir marka, yıllarsın Signal’ini kullanıyorum. Tadı da güzel. Ambalajı da ezilmiyor fazla, kapağıda kapanıyor. Sıkılana kadar Signal’e devam.
Eşler arasında hep konudur, diş macununu ortasından sıkma! Küçükken babamın bana aynı nasihatte bulunduğunu hatırlıyorum. “Ben yapmadım” derdim J Şimdi eşim Brandon da söylüyor ara sıra. Ama ona ne ki J Benim macunum ayrı J Ama ben ortadan sıkmıyorum zaten JKendi yamuluyo…
Güne diş macunu ile başlayıp, diş macunu ile kapatıyoruz.
Herkese sağlıklı günler, sağlıklı dişler, güzel gülücükler.
Read more
Blogger tarafından desteklenmektedir.
 

Marka Günlüğüm Design by Insight © 2009